Polikistik Over Sendromu (PCOS), doğurganlık çağındaki kadınlarda %10-15 oranında görülen yaygın bir durumdur. Genellikle ultrason ile yapılan değerlendirmelerde, 2-9 mm çapında 12'den fazla küçük follikülün tespit edilmesi, adet düzensizlikleri, kilo artışı, tüylenme, kıllanma, akne gibi androjenik özelliklerle birlikte tanı konur.
PCOS Tanısında Kullanılan Testler
Serbest Testosteron ve FAI Testi:
Androjenik şikayetleri olan kadınlarda, serbest testosteron ölçümü yerine FAI (Free Androgen Index) ölçümü kullanmak daha güvenlidir. FAI, mevcut fizyolojik olarak aktif testosteron miktarını değerlendiren bir testtir. Bu indeks, serbest testosteron (toplam testosteron / SHBG) hesaplanarak elde edilir. PKOS'lu kadınlarda FAI değeri genellikle normalin üzerinde olabilir. Normal değer genellikle 5'in altında kabul edilse de, yerel laboratuvarlarda farklılıklar olabilir.
DHEA-S:
DHEA-S (Dehidroepiandrosteron Sülfat), adrenal bezlerden salgılanan bir diğer erkeklik hormonudur. Kadınlarda normal DHEA-S seviyeleri 35-430 ug/dl arasında değişir. PKOS'lu kadınlarda bu seviyeler genellikle 200 ug/dl’nin üzerinde seyreder.
AMH (Anti-Müllerian Hormon):
Polikistik over tanısında sıkça kullanılan bir diğer belirteç ise AMH'dır. AMH değeri 3.8 ng/ml'nin üzerinde olan kadınlarda PCOS tanısı koymak daha olasıdır. Ancak, AMH'nin değeri bazı gri alanlara sahiptir. Örneğin, PCO (polikistik over) görünümü, sağlıklı kadınların %20-30'unda görülebilir. Ayrıca, düzenli adet gören ve kıllanma veya akne gibi sorunlar yaşayan kadınlarda da PCOS bulunmayabilir.
PCOS'un Sebepleri
Genetik ve Epigenetik Faktörler:
PCOS, genetik faktörlerin yanı sıra, annenin hamilelik sırasında beslenme alışkanlıkları, toksinlere maruziyeti ve stres gibi çevresel faktörlerin etkisiyle de ortaya çıkabilir. Bu epigenetik faktörler, bebeğin genetik yapısını ve dolayısıyla PCOS'a yatkınlığı etkileyebilir.
İnsülin Direnci:
PCOS'un temel nedenlerinden biri insülin direncidir. İnsülin direnci, vücudun insüline karşı duyarsızlaşması sonucu ortaya çıkar ve bu da androjenik hormonların (testosteron gibi) artışına yol açar. Bunun sonucu olarak adet düzensizlikleri, tüylenme, saç dökülmesi, akne, kilo artışı ve infertilite gibi sorunlar gelişir.
PCOS Tedavisinde Fonksiyonel Tıp Yaklaşımı
PCOS tedavisi, bir diyabet hastalığı gibi ele alınmalıdır. Tedavi, kök nedenlere odaklanarak, semptomları iyileştirmeyi ve hormon seviyelerini dengelemeyi amaçlar. Fonksiyonel tıp yaklaşımında, tedavi şu unsurları içerir:
1. İnsülin Direnci Destekleri
İnositol:
İnositol, hücre zarından insülini ve glukozu hücre içine taşıyan sinyalleri ileten bir moleküldür. İnositol, PCOS'lu kadınlarda insulin duyarlılığını artırır. Narenciye, tahıllar, baklagiller ve ceviz gibi gıdalarda bulunur. Günde 1 gram inositol alımı önerilir, ancak araştırmalar 4 gram inositol alımının testosteron seviyelerini düşürdüğünü ve ovülasyonu düzenlediğini göstermektedir. Gebelik düşünenler için güvenlidir.
Berberin, Tarçın, Gurmar, Krom ve Çemen Otu:
Bu bitkiler ve takviyeler, insülin direncini azaltmaya yardımcı olabilir ve tedavi sürecinde önemli bir rol oynar.
2. Östrojen Baskınlığını Dengeleme
Uzun süreli anovulasyon (yumurtlama olmaması) durumunda, vücutta östrojen baskınlığı gelişebilir. Bu durumu dengelemek için doğal progestan tedavisi kullanılabilir.
3. Hiperandrojenik Semptomların Tedavisi
Spironolakton:
Kıllanma şikayetleri olan kadınlarda spironolakton tedavisi etkili olabilir. Bunun yanı sıra, saw palmetto, ısırgan kökü ekstresi, yeşil çay ekstraktı, resveratrol ve Pygeum africanum gibi bitkisel destekler de faydalı olabilir.
4. Diyet ve Beslenme Düzenlemeleri
Proinflamatuar Gıdalardan Kaçınma:
Şekerli, unlu ve paketlenmiş gıdalardan uzak durulmalı. Bunun yerine gökkuşağı rengindeki sebze ve meyveler, glisemik indeksi düşük besinler tercih edilmelidir. PCOS, bir insülin direnci hastalığı olduğu için, bu tür beslenme modeli insülin seviyelerini dengelemeye yardımcı olur.
Süt ve Süt Ürünleri:
PCOS'lu kadınların süt ve süt ürünleri tüketimini sınırlamaları gerekebilir. Bu, hormonal dengeyi olumlu yönde etkileyebilir.
5. Kimyasallardan Uzak Durma
Xenoestrojenler olarak bilinen, hormon benzeri etkiye sahip kimyasallardan kaçınılmalıdır. Bu maddeler bisfenol A, ftalatlar, dioksinler gibi bileşikler içerir ve plastiklerde, kozmetik ürünlerde, temizlik malzemelerinde bulunabilir. PCOS'lu kadınlar bu kimyasallara karşı daha hassastır.
6. Egzersiz ve Fiziksel Aktivite
Yüksek yoğunluklu interval egzersiz (HIIT) gibi egzersizler, insülin duyarlılığını artırarak PCOS semptomlarını iyileştirebilir. Bu tür egzersizler, hormon dengesini sağlamada ve kilo kontrolünde de etkilidir.
Sonuç olarak, PCOS tedavisi, kök nedenlere odaklanan bir yaklaşımı gerektirir. Fonksiyonel tıp, genetik, çevresel faktörler ve yaşam tarzı düzenlemeleri ile PCOS semptomlarını yönetmede etkili bir yöntem sunar. Doğum kontrol hapları, PCOS'un kök sebeplerini çözmede yeterli değildir; bu nedenle bütüncül bir yaklaşım tercih edilmelidir.